Mavi Rapsodi ~ Mukyaaaa

 

İlk yazı için hangi animeyi seçeceğim belliydi, hatta bu anime üzerine yazarak düşünmek istediğim için blog harekatına başladım desem daha doğru. Nodame Cantabile. “Cantabile” terimi, ‘şarkı gibi’ demektir ve tempo ile ölçü açısından esnek bir çalışa olanak sağlar. Bu terimden başkası tarif edemezdi gerçekten Nodame’yi. Tomoko Ninomiya tarafından çizilmiştir ve 2001-2009 arası yayınlanmıştır manga ve 2004’te Kodansha Yılın Manga Ödülü‘ne layık görülmüştür. Janr olarak Josei kategorisine giriyor; yani genç kadınlara yönelik.

Animenin 3 sezonu var diyebiliriz; Japonya’da geçen ve karakterleri başlangıç olarak tanıdığımız ilk sezon Nodame Cantabile, adından da anlaşılacağı üzere Paris’te geçen Paris Hen ve son olarak yine ana üssü Paris olan Finale. Animenin ayrıca televizyon için dizisi de mevcut; oyunculukları pek beğenemediğimden midir nedir içime aşırı sinmedi ama hayranlık değil mi, sonuna kadar izledim : D. Esas kızımız Noda Megumi, kendi kısaltmasıyla Nodame, Japonya’da Momogaoka adlı bir konservatuarda 3. senesinde piyano bölümü öğrencisidir. Pasaklıdır, dikkatsizdir, bazen bir hafta yıkanmadığı ve aynı kıyafetle dolaştığı olur. Fukuoka’da pek varlıklı olmayan bir ailenin çocuğudur, ileriki bölümlerde ailesiyle tanıştığımızda Nodame’nin müzik dışında pek bir yeteneği olmadığını ve ailenin Nodame’yi “kızları için başka şans yaratamayacakları” için konservatuara gönderdiklerini öğreniriz. Bir de esas oğlanımız var tabi, Chiaki Shin’ichi. Bu abimiz de 4. senesinde bir piyano öğrencisidir ama esas isteği orkestra şefi olmaktır. Küçük yaştan itibaren müzikle iç içedir; babası ünlü bir piyanisttir (araları bozuk gerçi) annesi ise müzik aşığı bir kadındır ve sahip olduklarını müzik öğrencilerinin eğitimlerine yardımcı olmak için kullanır. Chiaki, Nodame’nin aksine, zengin bir ailedendir, yaşam şartları açısından hiç zorluk çekmez, bir de üzerine (anime içerisinde herhangi birşey belirtilmemiş ama) mutlak kulağa yakın bir yetenek eklenince insan azıcık kıl oluyor. Chiaki de farkında durumun, ‘mükemmel erkek’ olarak konservatuardaki bütün kadınların gözdesi ve bu “her zaman her istediğini elde etmiş” olma hali başkalarının duyarlılıklarına kapalı ve kendini beğenmiş bir duruma getirmiş Chiaki’yi bana sorarsanız. Kaderin cilvesi de durur mu, bu iki zıt karakteri kapı komşusu yapar ve gerek beraber gerek ayrı ayrı yürünecek bu uzun yolun ilk adımları atılmış olur.

Benim bu animeyle bu derece içselleşmiş olmamın sebebi klasik müzikle ilgili kendi geçmişimle alakalı (şimdi oralara çok girmeyelim : P). Animenin klasik müziği sevdirme gibi bir misyonu yok tabi ki ama seçilen parçaların güzelliği bir yana, bu parçaların orkestra tarafından yorumlanışı da bence inanılmaz derecede güzel. Nonomiya sensei’n Nodame karakterini gerçekten Noda Megumi adlı bir kadının üzerinden kurması ve müzik konusunda devamlı ona danışması kesinlikle iyi iş çıkmasına yardımcı olmuş. Çizim tarzını ve karakter tasarımını da çok güzel bulduğumu ekledikten sonra esas yazma sebebim olan karakter tasarımına geçeyim.

Dudaklarını yidiğim!
Dudaklarını yidiğim!

Nodame! Tüm seriyi, üzerinize afiyet, üç kere izledim ama hala üzerine ne kadar düşünürsem düşüneyim tam nereye oturtacağımı bilemediğim bir karakter. İlk bakışta Nodame ile ilgili söyleyebileceğim şey “çocuk-kadın” oluyor. Bir yandan, mükemmel olmayan bir kadın karakter yaratılmış olması gerçekten iç rahatlatıcı. Nodame yaptığı müzik gibi kendiyle ilgili aşırı düzensiz, içinden geldiğini geldiği gibi yaşayan ve söyleyen biri, bu özelliğini gerçekten çok sevdim, hele genelde sevip de her hamleyi erkek tarafından bekleyen diğer kadın karakterlerle karşılaştırdığımda Nodame gerçekten parladı. Chiaki’yi seviyorsa seviyor ve kimseden çekinmiyor. Bir de anaokulu öğretmeni olma hayali var Nodame’nin. Müzik konusunda çok yetenekli olduğu için Chiaki de dahil olmak üzere etrafındakiler bu hayalini anlayamazlar. Genel olarak içime oturan kısmı Nodame’nin kedini devamlı Chiaki üzerinden tanımlaması oldu; o artık kendi kendine bir birey değildi, müzik yapacaksa bu Chiaki ile olmalıydı, hayatıyla ilgili her şey onun yanında olmaya endeksliydi. Bu durum Nodame’nin küçüklüğünde yaşadığı (hatta bir süre piyano çalmayı bırakmasına sebep olan) bir travma ile bağlantılanıyor; yaşadığı sorunlardan sonra devamlı kaçan, dışarıdan hiçbir sorunu yokmuş gibi görünen ve hiçbir şeyi ciddiye almayan bir insan haline gelmiş Nodame (ya da öyle görünmeye alışmış diyelim). Tanıştıkları ünlü Avrupalı orkestra şefi Stresseman’ın Nodame’ye verdiği “Müzikle korkusuzca ve kaçmadan yüzleşmelisin, yoksa asla Chiaki’nin yanında olamazsın.” tavsiyesi de bu yüzden anlamlı. Bu aşırı duygusal hal ve sevdiğine bağlanıp geri kalanını inkar etme ya da görmezden gelmeye çalışma hali ilerde başından farklı olaylar geçtiğinde, farklı insanlar tanıyıp deneyimledikçe çatırdamaya başlar ancak bir tarafı her zaman kopmayacak şekilde Chiaki ile tanımlı ve ancak onunla birlikte var olabilecek şekilde kalır bence. Burada gönül ister ki bir birey olarak varolabilsin ve Chiaki’nin yanında bütün bir Nodame olarak durabilsin; yine de mangaka’nın isteklerine saygı sonsuz.

İlk başta acaba Manic Pixie Dream Girl (MPDG) olabilir mi Nodame diye düşündüm; çünkü ilk sezondaki yeri tam olarak oydu. Karakteri sadece erkeğin karakterini ortaya çıkaracak, sorunlarını aşıp hayatına devam etmesine yardım edecek ve sadece onun mutluluğu için çalışacak içi boş bir kadın.  Sonrasında, yukarıda belirttiğim gibi bir takım çatırdamalar oldu ama Nodame’nin hikayesi ne yazık ki Chiaki’ninkinin önüne geçemiyor bence, yeterince odağa yerleşemiyor. Yine de bir MPDG olacak kadar da boş değil diye düşünüyorum.  Bir de tabi cinsellik kısmı var işin. Chiaki’nin egosu gibi libidosu da açık bir şekilde yüksek ancak Nodame ne durumda? Tamam, Chiaki’yi devamlı çıplak yakalamaya çabalıyor, soyunurken gözetliyor, elinde Chiaki’nin fotoğraflarından oluşan bir albümü bile var. Yalnız, bunlar Nodame’den dışlayıcı bir dille anlatılıyor, yani komedi öğesi gibi durduğu için ciddiye alamadım. Bir bölümde Nodame Chiaki’ye azgin olduğunu bile dedi, gerçi bu cümle de geçiştirildi diğer olaylar arasında *_*. Nodame Chiaki’yi fiziksel olarak gerçekten arzuluyor mu bilinmez ama Chiaki’nin istediği belli (tamam 3. izleyişimde fark etmiş olabilirim bu küçük enstantaneyi ama ne yapayım >_>). 

Adam kuul beyler...
Adam kuul beyler…

Veee Chiaki! Yaaarebbim nereden nereye vurayım ben bu çocuğu! Bir elit, bir burnu havada, adeta bir Issız Adam! Chiaki Nodame’ye nazaran hikayenin tam ortasına oturuyor, hep onun dertleri hep onun tasası; yok yurt dışına gidebilecek mi, yok yeni orkestranın lideriyle anlaşabilecek mi… Nodame ayarı veriyor gerçi gerektiğinde. Nefretimi kusmam bir yana, karakter olarak Chiaki öğrenen, gelişen ve her daim ilerleyen bir karakter – bütün erkek ana karakterleri gibi -, bir yandan da o elit tavrını ve geri kalanlardan farklı olduğunu çevresine devamlı hissettirmeden duramıyor. Bir yandan Nodame hep onu beklesin, onun yanında olsun istiyor, beklentisi karşılanmadığında “Hee demek beni yeterince sevmiiiyy..” diyerek ayrılma planları yapıyor hemen, hem de kendisi istediği zaman hiçbir çekince görmeden çekip gidiyor. Tamam her yediğini her sıçtığını Nodame’ye haber etsin demiyorum ama bari kadıncağız son duyan olmasın! Yine de karakterlerin beraberce gelişmesi, bir şekilde sorunlarını aşıp ayrılıp birleşip yolun sonunda yine ortak bir noktada buluşabilmeleri bence birçok romantik animeden kat kat daha iyi noktada. Romantik hikayeleri seven bir insan olarak, lbir iki tane istisna hariç lise romantik animeleri beni pek enterese etmemeye başlamıştı çünkü liselilerle aynı dertleri paylaşmıyorum (Uzaktan kestiğim birine “Eve beraber yürüyelim mi?” sorusu sormek mı bebeğim? Oğ noğ). Dolayısıyla Nodame Cantabile, müzikleri/görselleri vs geçtim hikaye ve karakterleri ile doyurucu bir anime olarak anılmayı kesinlikle hak ediyor! 

Bir de, muhtemelen bu yazının konusu değil ama; Chiaki’nin Nodame’ye biraz aşırı fiziksel şiddet uyguladığını düşünen? Gerçeklikten soyutlanmış gibi görünüyor bir yandan (Jerry’nin Tom’a uyguladığı gibi), komedi unsuru olarak yer alıyor ama ben nedense o kadar hafife alamıyorum, belirli bir yerden sonra biraz rahatsız etti gibi beni. 

Biliyorum biliyorum güzel olan kısımları çabuk çabuk geçiştirip  geri kalanında hep homurdandım ama bunlar hep sevdiğimden! Seri gerçekten komik ve dolu, bence romantik bir animeyle normalde işi olmayacaklar bile rahatça eğlenebilir. Parça seçimlerine diyecek lafım yok zaten, en çok da Gershwin’in Rhapsody in Blue düzenlemesini sevdim S Orkestra’sının. Ayrıca buralara kadar gelebildiyseniz (bayılıp düşmediyseniz yani) alın size çikileta. Ayrıca fark ettiyseniz o cinsiyetçiliği paçasından akan Stresseman karakterine değinmedim bile. Sadece seiyuu’su kimse elinden öpmek isterim, aksanına bayyıldım!

Bir sonraki yazıya kadar esen kalın anacığım. 

Uyur buldun mu öpeceksin sevdiceğini.
Uyur buldun mu öpeceksin sevdiceğini.

2 Replies to “Mavi Rapsodi ~ Mukyaaaa”

  1. chiaki’nin libidosu yüksek ve istediği belli?! kih kih kih ^///^ ben hatırlamıyorum bu ayrıntıları ya şimdi tekrar izleyesim geldi.

    1. Vallahi ben de ilk izlediğimde fark etmemişim de öyle bir iki olay var Chiaki’nin içinin kıpradığını gördüğüm, bölümleri bulur paslarım sana eheheh ay çok eğleniyorum böyle salak şeylerle xD

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s