YENİ BAŞLAYAN BİRİNE ÖNEREBİLECEĞİNİZ 5 ANİME

Bu yazı “Bir saniye, sen şu çizgi filmleri izlemiyor muydun? Bana da önersene birkaç tane.” cümleleriyle anime seven arkadaşlarını sıkıştıranlar için. Düzenli olarak anime tüketen fanlar olarak anime izlemeye Naruto, Bleach ya da One Piece ile girilmeyeceği konusunda ortak bir fikre ulaşmış olmamıza seviniyorum. Geç olsun da güç olmasın derler ya. Bana anime önerisi istemeye gelinmesi hep bir gerginlik hissi uyandırır bende. Zira zamanın bu kadar değerli olduğu ve içeriğin yapay zeka ile devamlı kürate edildiği bir dönemde, fikrime değer verip de önerime vakit harcayacak birine karşı sorumlu hissederim kendimi. Tükettikleri başka medya türlerinde tercihlerini biliyorsam ya da özellikle nasıl bir seri aradıklarına dair bir cevap alabilirsem (uzunluk, tür, konu, stil ya da platform) cevap vermesi biraz daha kolaylaşıyor. Bugünün listesini anime konusunda, Locke’un deyimiyle, boş levha olan ya da ne istediğini bilmeyen insanları düşünerek hazırladım. Tanıtımlar herhangi bir spoiler içermiyor ancak sadece genel bir bilgi edinmek için paragraf sonlarındaki artı/eksi listelerine ve AniList linklerine atlayabilirsiniz. Umarım bu liste işinizi görür~

5. BARAKAMON

Bu serinin kalbimde yeri çok başka! Ayrıca blog tutmaya başladığımda hakkında yazdığım ilk animelerden biri. Özetlemek gerekirse, Barakamon genç bir kaligraf olan Handa Seishuu hakkında. Kendisinin işine olan inancı o kadar büyük ki, önemli bir kaligrafi yarışmasında istediği sonucu elde edemeyince, oldukça kıdemli bir snatçıya uygunsuz ve kibirli diyebileceğim bir biçimde davranır ve yine kendisi de ünlü bir kaligraf olan babası tarafından kırsal bir bölgeye gönderilir ceza olarak. Bu kasabada tanıştığı insanlar sayesinde hayata bakışı ve iş etiği büyük bir değişim gösterir. Daha önceki yazımda bu “genç ve kibirli dahi, ‘normal’ insanlar tarafından kurtarılır” klişesinin tehlikesinden bahsetmiştim ancak, bütün karakterler o kadar sevilesi ve hikaye örgüsü o kadar güzel ki, kafamı istesem de olumsuz tarafına takamadım. Türü ‘slice-of-life’ olduğu için hikayesi dingin ve hızlı ilerlemiyor, dolayısıyla istatistiksel olarak konuşmak gerekirse bir aksiyon hikayesi kadar kolay dikkatini çelmiyor insanın başta. Ancak, Barakamon gerek komedisi gerek dramatik anlarıyla, iyi işlenmiş ve çok çeşitli karakterleriyle ve güzel animasyonuyla animeye giriş yapacaklar için çok iyi bir öneri.

Artıları: iyi animasyon, sevimli karakterler ve iyi işlenmiş hikaye, hiçbir şeyi sevmeseniz bile Naru karakteri var
Eksileri: ‘normal kasaba insanlarında hayat bulan şehirli sanatçı’ klişesi, yavaş ve ‘olaysız’ gelebilir, sık kullanılan stream platformlarında yok
Anilist sayfası

4. DEATH PARADE

Dans ettiren açılış parçası, parlak renkleri, ilginç teması ve karakterlerle birlikte kendinize soracağınız felsefi soruları ile Death Parade listenin olmazsa olmazı. “Bu seri, insanların çeşitli oyunlar oynayarak hafızalarını geri kazandıkları bir barı konu alıyor” en açık vermeden yapabileceğim özet olurdu sanırım. Başlangıçta bölümlük olayların işlenmesi ve bu sayede barı ve burada çalışanları tanıdığımız ve sonrasında daha karmaşık sorulara ve ilişkilere yönelinmesi bence oldukça başarılı bir kurgu tarzı. Benim canımı sıkan tek yönü sonuydu, bu kadar farklı ve ilgi çekici bir konseptin daha iyi bir sonu hak ettiğini düşünüyorum. Yine de aksiyonu ve kanlı sahneleri tadında, hayat üzerine sorduğu sorular kafa kurcalayıcı ve tamamına bakınca, ben izlerken oldukça iyi vakit geçirdim.

Artıları: çok ilginç bir tema, yerinde ilerleyiş hızı, kolay ısınılan karakterler, yer yer oldukça duygusal
Eksileri: hikayenin bağlanış şekli beklediğim kadar tatmin etmedi, bazıları için biraz kanlı olabilir, sık kullanılan stream platformlarında yok
AniList sayfası

3. DOROHEDORO

Şu anki en sık başvurduğum anime önerilerinden biri, Dorohedoro! İki ayrı dünya: büyücülerin diyarı ve Delik, büyücülerin sahip oldukları sihri burada yaşayanların üzerinde denedikleri bölge. Delik’te gyoza restoranı sahibi olan Nikaido, üzerinde sihir çalışıldıktan sonra hafızasını kaybeden ve kertenkele kafasına sahip olan Caiman’ı arkadaş edinir ve kendisine bunu yapan büyücüyü bulma konusunda yardımcı olmaya çalışır. Bu animeyi izlerken kendime en sık sorduğum soru “Suçlu olan tarafı bu kadar sevmem normal mi??” oldu çünkü hem bireysel olarak karakterler hem de aralarındaki ilişkiler çok sempatikti ve gerçekten iyi yazılmıştı. Animasyon stilinin retro denebilecek bir havası var, kullanılan renklerin boğuk olması da hikayenin geçtiği dünyayı yansıtmada çok etkili olmuş. Tarzını özetlemek istesem, sevimli ve korkuncun iyi bir karışımı derdim. Dorohedoro komedi ve vahşeti, komik ve endişe yaratan anları uzmanlıkla dengeliyor ve ilginizi 12 bölüm boyunca ekranda tutmayı başarıyor. İkinci sezonu heyecanla bekliyorum!

Artıları: genelden farklı bir görsel tarz, iyi yazılmış kadın karakterler ve farklı beden temsilleri, Netflix’te yayınlandı, Noi ve Shin var??, sizi sıfırdan gyoza yapmayı denemeye teşvik ediyor (ben denedim)
Eksileri: bazıları için biraz kanlı gelebilir, Dorohedoro’yu neden sevmeyeceğinize dair başka bir sebep düşünemedim
AniList sayfası

2. GEKKAN SHOUJO NOZAKI-KUN

En sevdiğim komedi serilerinden, kalbimin sahibi tek manga sanatçısı, Nozaki-kun! GSNK birçok sevimli süprizi bünyesinde barındıran bir romantik komedi, 4-koma mangadan uyarlanmış olması da başka şeylerin arasında izlemeye elverişli hale getiriyor ama o kadar eğlenceli ki bir oturuşta bitirmek de oldukça mümkün. Komedisi çok çok iyi, romantik kısmı çok ağır ve boğucu değil, arada bir komik sahnesi olan romantik hikaye gibi olmaması beni bağlayan noktalardan biri oldu. Nozaki’nin shoujo manga çizeri olması, hikaye boyunca alışageldiğimiz shoujo klişelerine yeni bir ışıkta bakmamızı sağlamış. Genel olarak bu seri komedi, aşk ve olağanın-biraz-dışında bir lise hayatı yaşayan bu 7 arkadaşı bir potada çok güzel eritmiş. Aslında çok iyi bir seri ve oldukça da popüler, mangası devam ettiği halde neden sezonun devamı gelmedi açıkçası hala şaşkınım.

Artıları: çok rahat ve eğlenceli, bir oturuşta da başka seriler arasında da izlenebilir, kim mangada desen uygulaması ve arka plan çizimi konusunda biraz bilgiye hayır diyebilir?
Eksileri: eğer kişi anime/mangalardaki ya da oyunlardaki klişelere çok uzaksa bazı yerlerde kafa karışıklığı olabilir (ancak, bu genel deneyimi etkilemeyecektir diye düşünüyorum), çok doğrusal ve sürekli bir hikaye örgüsü yok denebilir, bilinen stream platformlarında yok
AniList sayfası

1. SAMURAI CHAMPLOO

Japonya’ya duyulan ilgi genellikle samuraylarla başlar. Japonya hakkında hiçbir şey bilmesek de onurlu savaşçı sınıfı olan samurayları biliyoruz, temsili ne kadar romantize ve estesize edilmiş de olsa. Ayrıca iyi senkronize edilmiş dövüş sahnelerini ve birbirinden karakter olarak çok farklı yabancıların birlikte uzun yolculuklara çıkmalarını izlemeyi de seviyoruz. Samurai Champloo’yu oluşturan temel tam olarak bu: “ayçiçeği kokan samuray”ı arayan bir genç kadın, koloni adaların birinden kaçmış serseri bir kılıç kullanıcıyla efendisine itaat etmeyi bırakmış, stoik bir samurayı korumaları olarak kiralar. Arka plan Tokyo’nun Edo olduğu zamanlar olsa da, piercing, boyalı saç, graffiti ve hip hop gibi birçok zaman dışı elemente de sahip. Seri boyunca dinlediğimiz müzikler de animenin bu anakronistik havasını büyük ölçüde desteklemiş, dolayısıyla Samurai Champloo için tarihe sıkı sıkıya bağlı ya da aşırı ciddi bir seri diyemeyiz; tam tersine hikaye aşırı dramatikleşmeden ve ağırlaşmadan, pürüzsüzce akıyor. Ayrıca 26 bölümün anlamlı bir hikaye anlatmak için ideal bir uzunluk olduğunu düşünüyorum; ne çok uzun ne de çok kısa. Sonuç olarak, ne zaman anime önermem istense, Samurai Champloo aklımda beliren ilk anime!

Artıları: bu seri ile ilgili her şey artı, ilgi uyandıran ve sürükleyici hikaye, çok fazla karakter ya da olay tanıtıp kafa karıştırmıyor, sahip olduğu OST o kadar güzel ki telefonunuza indirmek isteyeceksiniz, karizmatik ve iyi koregrafi sahibi kılıç dövüşleri, harika karakter tasarımları ve renk kullanımı
Eksileri: yeni başlayan biri için 26 bölümlük bir anime kulağa uzun gelebilir (ama değil, bunu soran arkadaşınıza inandırın lütfen), daha ne ekleyebilirim diye uzun süre düşündüm inanın ama olmadı

AniList sayfası

MANSİYON ÖDÜLÜ

Ssayı sınırını aşmadığınız liste, gerçekten bir liste midir? Birbirinden çok farklı serileri sıralamaya çalışmak, hele de 5 gibi bir sayıya indirmek her zaman çok zor. Fazla ayrıntıya girmeden mansiyon ödülünü Violet Evergarden ve Great Pretender’a takdim edeceğim. İki seri de Netflix’te mevcut, olağanüstü animasyon kalitesi, büyüleyici ve duygusal hikayeler, aşık olunası çok fazla karakter (özellikle Great Pretender) iki animenin ortak özellikleri.

Great Pretender
Violet Evergarden

Sizin bu listeyle ilgili düşünceleriniz neler? Siz kendinize bu soru sorulduğunda hangi animeyi öneriyorsunuz? Ya da aldığınız ilk anime önerisi neydi? Yorumlarınızı bekliyorum!

[Başlık imajı Gugure! Kokkuri-san animesinden alınmadır.]

*** Hiçbir şey olmamış gibi yıllar sonra pat diye yazı yayınlamış olmam garibinize gitmiştir muhtemelen. Hatta hasbelkader beni takip etmişseniz, bildirim postası spam’a bile düşmüş olabilir. Burayı kapatmayı hiç düşünmedim ama tamamen terk etme kararı almıştım. İlk yazmaya başladığımda, kendi kulağıma inanılmaz gelse de sene 2014’tü, iki anime blogunu birden yürütmek gözüme kolay görünmüştü. Nasıl olsa aynı içeriği bir dilden ötekine çevirecek ve hem İngilizce hem Türkçe yayınlayacaktım.

Özetle: kolay değilmiş. Hatta o dönem İngilizce bloguma biraz daha sıkı bağlanmışsam da orada da uzun süre yazı yayınlamadığım bir dönem oldu. 2019’da enerji topladığımda içimde daha ciddiyetle ve olabildiğince bir düzene oturtarak yazmaya devam etme kararı aldım. Burası için hala bir program sözü veremesem de, özünde kendim için yazıyorum bunları. Zaman içinde biri denk gelir de yazdıklarım işine yararsa ne ala, zira benim blog tutmaya başlamam da tam olarak böyle bir rastgelelikten doğdu ve zaman zaman çok tutunduğum ve beynimi besleyen, diğer zamanlar ise sırtımda ağırlık olarak gördüğüm, ama hayatımda büyük yeri olan bir hobi oldu.

Evet, bu kişisel ve çok da gerekli olmayan update paragraflarından sonra sizi selamlıyorum ve umarım bu kötü zamanları büyük sıkıntılara girmeden atlatıyorsunuzdur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere ~

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: