IKEBUKURO WEST GATE PARK YORUMU — NEDİR, NE DEĞİLDİR

Bu yazı hem genel bir sezon toparlama, hem de Ikebukuro West Gate Park hakkındaki gözlemlerim ve düşüncelerim üzerine olacak. Pek derli toplu bir paylaşım olmayabilir, şimdiden özür dilerim.

Söze, fragmanını görmeden önce IWGP hakkında en ufak bir fikrim dahi olmadığını belirterek gireyim. Fragmanı izledikten sonra da pek bir araştırma yapmadım, seri eğlenceli ve dinamik duruyordu, ben de izlenecekler listesine ekledim. En azından çeteler hakkında olduğunu okudum, aksiyon olacağını biliyordum. Ve neden bilemesem de, aslında bayağı popüler ve bilinen bir seri olmasını beklememiştim. IWGP, Ira Ishida tarafından yazılmış bir roman serisi imiş aslında, ve ilk kitap 1998’de basılmış. 2000’de live-action televizyon dizisi uyarlanmış. Sonrasında da manga uyarlaması gelmiş. Bu kadar fazla uyarlama bana serinin ortalamanın üzerinde bir ticari başarı elde etmiş olduğunun işareti gibi geldi. Yaz sezonunda ise sonunda anime uyarlaması bizlere ulaştı.

Anime uyarlaması harici geri kalanlardan, yazıyı yazmaya oturduğumda haberdar olduğum için sadece animeyi yorumlayabilirim. Ancak, Wikipedia’da gördüğüm üzere, anime uyarlaması ile geri kalan medya versiyonları arasında ciddi farklılıklar var. Bir franchise ile belirli bir bağı olanların, yeni uyarlamaların orijinalden ciddi farklılıkları olduğunda yaşadığı kalp kırıklığını anlıyorum. Ben de yakın zamanda True Beauty manhwa’sının dizi uyarlamasını izlemeye başladım ve uzun süre ekrana bakakalmıştım. Dolayısıyla beyninizin bir köşesinde o sevdiğiniz hali durdukça uyarlama ile ilgili düşünceleri oradan ayrı tutabilmek zor. Bu yüzden bazen “Aaahh tatlı cahillik!” diye düşünüyorum çünkü bir seri ile ilgili önceden bilgi sahibi olmamak bazen iyi bir duygu. Hatta özgürleştirici bile diyebilirim.

Kısa bir özetle başlayalım. Makoto 20 yaşında ve annesinin manav dükkanında kendisine yardım eden bir genç. Her ne kadar resmi olarak bir parçası olmasa da, G-Boys isimli bir çetenin lideri olan Takashi ile çocukluk arkadaşı. Gerçi, teknik olarak Makoto Ikebukuro’daki çetelerden tut polis gücüne kadar herkesin arkadaşı, zira takma adı ‘becerilki sorun çözücü’. Mangalarda ya da animelerde sık gördüğümüz, birilerine yardım etmeden duramayan karakterlerden yani. Sizleri daha fazla bekletmeden, IWGP ile ilgili nedir / ne değildir listeme başlayayım.

NEDİR:

  • İyi şeyler yapan çete üyesi bishounen gençleri konu alan episodik bir anime. IWGP bazı ağır konulara değiniyor, ancak bu konular dokunulmuş olarak kalıyor. Makoto’nun yardım ettiği olay küçük olsun büyük olsun, herşey o bölüm içerisinde çözülüyor ve olumlu bir tonda bitiyor. 
  • Yakışıklı gençlerden bahsetmiş miydim? Bu serideki neredeyse bütün karakterler genç ve güzel. Fujoshi’lere malzeme ve mutluluk sağlaması için araya serpiştirilmiş bromance anları ile genel olarak eğlenceli vakit geçirmelik bir dizi. Tam çözemediğim bir karakter Red Angels’ın lideri idi. Gerçekten yakaladığı her fırsatta yarı çıplak bir şekilde modern dans performansı yapmayı başardı. Kendisini alkışlıyorum, sanatsal ifade özgürlüğüne hep destek tam destek.
  • Serinin sadece yüzeyi kazıdığını söylemiştim, ama bahsi edilen konu seçimleri açısından seriyi takdir ettim. En sevdiklerim 8. bölümdeki yalnız anne ve oğlu ile, 4. bölümde 5 yıl önce kaybettiği oğlunun ölüm sebebini araştıran babanın hikayeleriydi. Yalnız anne bölümüyle ilgili aşağıda daha ayrıntılı birşeyler yazmak istiyorum çünkü sosyal medyada karşılaştığım bazı yorumlar rahatsız ediciydi. 
  • Animasyon kalitesi ortalama, karakter tasarımları bence iyiydi. Müzik ve ambiyans sesleriyle alakalı harika bir tarafı olduğunu söyleyemem ama özellikle kötü de değildi. 

NE DEĞİLDİR:

  • Çete şiddeti, gruplar-arası dinamikler ve çetelerin polis ile bağlantısına dair derinlikli bir bakış. Serinin bir süre episodik gideceğini ve son 3-4 bölümde bir büyük olayı işleyeceğini sanmıştım ama sezonun sonuna kadar episodik kaldı. IWGP taciz, istismar ya da göç gibi konular hakkında konuşmaya çalışmışsa da, fikrimce amaçlanan şey bu sorunları ciddiyetle işlemek değil, sorunu göstermek ve bir şekilde olumlu yönde sonuçlandırmak. 
  • Yine derinlikle ilgili, bu serinin yüzeyi kazımasının bir sebebi de karakterleri. Çete üyelerinden Makoto ve ailesine, herkes güçlü adalet duyguları olan iyi insanlar. Her ne kadar arada bize çizgiyi aşanı cezalandıracaklarını sık sık hatırlatsalar da, o çizgi hiçbir zaman aşılmıyor ve herkes gül gibi geçinip gidiyor. Polis gücü resmi bilgileri çetelerle paylaşmaya çok hazır, bunun karşılığındaysa çeteler sokaktan polisin tek başına ulaşamayağı bilgileri iletiyor. 
Sağdan sola: Ikebukuro’nun emniyet müdürü, Makoto ve ben
  • Bu olumlu bir yorum, seri suç işleyenlerin yaptıkları hataları meşrulaştırmıyor. Animelerin sevdiği bir kısa yol suç işleyene travmatik bir geçmiş iliştirip bunu işlenen suça mazeret gibi göstermek, böylece izleyen olarak ‘kötü tarafla’ biraz da olsa sempati duymamız sağlanıyor. Animede iyi olan taraf aşırı beyaz ancak suç işleyenler arada bazı hoş grilere sahipti. Ve bu mazeretler asla olumlanmadı. 
  • Karakterler, ne yazık ki, karizmatik görünmeye çalışırken bence çoğu zaman sadece komik görünüyorlardı. Bu da aslıdna kötü bir durum değil! Fazladan kahkahaya asla hayır demem. 
!! Trigger warning for mentions of abuse and depression from here on. !!

8 bölüme gelince. Bu hikaye tek başına küçük oğlunu büyütebilmek için elinden geleni yapan, gece vardıyasında düşük ücretle çalışan ve kocası tarafından terk edilmiş bir kadın ile ilgili. Dışarı çıktığı bir gün balkonda tek başına oynayan oğlu kazara düşer. Neyse ki apartmanın önündeki çalılıklar onu korur ve ciddi bir yaralanma olmadan çocuk kurtulur, ancak kadının anneliğine ve kendisine yönelik sosyal medyadaki yorumlar gerçekten yıkıcıdır. Anne çoğunlukla parkta oğluyla Red Angels’ın lideri Ozaki’nin performansını izlerken görülür. Dolayısıyla Ozaki bu kadına yardım eli uzatmayı görev edinir ve Makoto’ya ulaşır. Bundan sonra annenin maddi olarak büyük sıkıntı çektiğini ve vardiya saatleri dolayısıyla oğluyla çok az vakit geçirebildiğini öğreniriz. Sadece bir kez oğluna göz kulak olma zorunluluğu olmadan Ozaki’yi izlemek ister, ve o anda da oğlunun başına o kaza gelir. Dahası, ciddi şekilde köşeye sıkışmış ve depresif olduğunu, Makoto ve annesinin sürekli dillendirdiği ‘bir yamacın kenarında ve düşmek üzere’ metaforundan intihara meyilli olabileceğini görürüz. Makoto ve annesi, kadının başına gelen zorluklarla empati kurarak ona ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırlar.

Benim için çok etkileyici bir bölümdü çünkü sürekli unutulan ama çok çok önemli olan bir gerçeğin altını bir kere daha çiziyor: anneler sonsuz sevme kapasitesine sahip bakım makineleri değildir. Onlar da herkes gibi eksiklikleri, hataları, tutkuları, hayalleri ve ihtiyaçları olan insanlar. Tabi ki aklı başında olan kimse kadının çocuğuna yaptığını onaylamaz. Ancak, ne yapsa ya da ne kadar çabalasa da yetemediği için sinirini ona yöneltip şiddet uygulayacak kadar çocuğundan nefret edecek hale gelmesini eleştirmek de kolay değil.

Bu çaresizlik ve yalnızlık anneyi, bölümün ilerleyen dakikalarında dolandırıcıların kolay hedefi haline getiriyor. Sonunda, bulunan çözüm anneye iş bulmasında yardımcı olmak, devlet desteği alabilecek yollar araştırmak ve başka bir ‘ev’in anne kendini toparlayana kadar çocuğa bakması yönünde oluyor. Burada başka bir ‘ev’den kasıt ne tam olarak anlamasam da, oğlunun gittiği yer kreş gibi durmuyordu, tahminim çocuğun tüm gün kalabileceği devlet destekli bir servis olduğu yönünde. Anneyle yüzleşme sürecinde Makoto’nun annesinin de benzer bir süreçten geçtiğini öğreniyoruz. Tekrar etmem gerekir, annenin hemen affedilmesi gerektiğini ya da özür dilediği için herşeyin yoluna girdiğini ima etmiyorum. Ancak, annelik ve kadınlık üzerine bu tarz tehlikeli ve kısıtlayıcı düşüncelerin insanın ruhunu ezecek ve kendi suçu olduğunu düşündürecek kadar normalleştiği düşüldüğünde, iki kadının birlikte dayanışma ve anlayış göstermesi ve ataerkil bakışla yargılamadan yardım eli uzatmasını izlemek oldukça hoştu.

Düşündüğümden de uzun yazmışım. Amaçladığım Ikebukuro West Gate Park’tan ne bekleyebileceğinize dair bir fikir vermekti. Çünkü bazen bir seriden veremeyeceği ya da en başta vermeyi amaçlamadığı şeyi beklemek yerine daha beklentisiz yaklaşmak, aldığınız zevki büyük ölçüde etkileyecektir. Umarım siz de okurken, ben yazarken eğlendiğim kadar eğlenmişsinizdir. Kendinize iyi bakın ve etrafınızdaki kadınlara dünyayı daha güzel bir yer haline getirdikleri için teşekkür etmeyi unutmayın ~

Ve belki de mahallenizin seksi çete liderini kızdırmamaya özen gösterin.

Ufak bir hatırlatma; beni Instagram hesabım üzerinden de takip edebilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: